15 Şubat 2021 Pazartesi

Macaristan Cumhurbaşkanı Victor Orban: “Biz Kıpçak Türküyüz, Attila’nın torunlarıyız” Çoğumuz hala kim olduğumuzu bilmiyoruz.




Macaristan Cumhurbaşkanı Victor Orban: “Biz Kıpçak Türküyüz, Attila’nın torunlarıyız”

Çoğumuz hala kim olduğumuzu bilmiyoruz. 

Sibiryalı bilim adamları Antik Arctid kıtasının varlığını kanıtladı

 



Sibiryalı bilim adamları Antik Arctid kıtasının varlığını kanıtladı
′′ Novosibirya Devlet Üniversitesi (NSU) ve Petrol Gaz Jeoloji ve Jeoloji Enstitüsü 'nden bilim adamları, CO RAN' ın antik çağda varlığını kanıtladı ve aynı zamanda jeolojik gelişme tarihini araştırdı. Araştırmalarının sonuçlarını yazarların Precambrian Research dergisinde yayımladı ve onları kısaca NSU ' nun basın açıklamasında ′′ Teyp ′′ editörlüğüne kabul edildi. Ru ".
Çalışmalarında bilim adamları, Kuzey Buz Okyanusu adası arşipelleri araştırmasında son 20 yıldır toplanan paleomanyetik verileri kullandı. Jeologlar, antik dağlık cinslerinde korunmuş manyetik alanların özelliklerini incelediler, bu da onların doğalarını ve kökeni tanımlamalarını sağladılar.
Araştırma sonuçları, eski çağlarda bir değil iki Kutup Kıtası olduğunu gösteriyor. İlk (bilim adamları Arctida-I) yaklaşık bir milyar yıl önce ortaya çıktı ve 750 milyon yıl önce dağılan daha büyük Rodinya kıtasının bir parçasıydı. Arctida-I, daha önce ekvator ' a yakın olan Sibirya Paleo kıtasının periferisinde sürüklenen ayrı bloklara da kırıldı.
Yaklaşık 250 milyon yıl önce, bir araştırmaya göre, kıtanın ikinci doğumu - Arctida-II oluştu. Onun bileşenleri Arctida-I 'nin parçalanmış olduğu bloklardaydı, ancak modern Avrasya' nın periferyasında yer aldılar - neredeyse şimdi olduğu gibi.
Arctida-II şu anda Franz-Joseph ' in Dünya ' sı, Spitzbergen Archipelag, Karsk Denizi ' nin şelf ' i, Kuzey Dünya ve Taymyr Yarımadası ' nın kuzey kıyıları, Novosibirya Adaları, Doğu Sibirya ' nın atölyesi, Chukot Denizi ' nin kıtası ve kuzey bölgeleri ile birlikte Alaska, Kuzey Amerika ' nın ada yapıları, Elsmir Adası ve Grönland yakınlarındaki diğerleri ile birlikte."

13 Şubat 2021 Cumartesi

Sabarlar.

 



Sabarlar.
Batı Sibirya ile Kafkaslar’ın kuzey bölgeleri arasında önemli rol oynayan Sabarlar, Bizans tarihlerinde Sabar, Sabir, Savir; Ermeni, Süryânî ve İslâm kaynaklarında Savir, Sabir, Sibir diye geçmektedir. Filologlar Sabar kelimesini “sab-ar” şeklinde açıklamıştır; “sapan, yol değiştiren, serbest olan” anlamına gelmektedir. Sabarlar’a ait bilinen kişi adlarının tamamı Türkçe’dir (Balak, İliger, Boarık gibi). V. yüzyıl Bizans tarihçisi Priskos’un verdiği bilgiye göre isimleri ilk defa Batı Sibirya’ya göç eden kavimler arasında geçmektedir. Buna göre güneydoğudan gelen Avarlar karşısında tutunamayan Sabarlar batıya yönelmiş ve Altaylar ile Ural arasındaki düzlüklerde yaşayan Ogurlar’ı yurtlarından çıkarıp Tobol-İşim ırmakları çevresine yerleşmiştir. VI. yüzyıl başlarında Bulgar gruplarını kendilerine bağlayarak İdil-Don nehirleri arasında ve Kuban nehrine uzanan sahaya yayıldılar. Böylece Bizans ve Sâsânî imparatorluklarına komşu oldular. Bu sırada Bizans ile savaşan Sâsânîler’in tarafında yer alan Sabarlar, Bizanslılar’ı meşhur hakanları Balak’ın idaresinde mağlûp ederek Ermenistan bölgesine akınlar düzenlediler. Anadolu’ya girip Kayseri, Ankara, Konya yöresine kadar ilerlediler. Sonraki yıllarda çıkarlarına göre Bizans’ın ya da İran’ın yanında yer aldılar. 557’de Avarlar’ın çok sert hücumuna mâruz kalan Sabarlar dağıldılar. Hâkim oldukları bölge Göktürkler’in batı koluna bağlandı. Güney Kafkasya’daki yurtları da Bizanslılar’ın kontrolüne girdi (576). Bölgede dağınık halde yaşayan Sabarlar VII. yüzyılda Hazar Devleti’nin kuruluşunda yer aldılar. Hazar toplulukları arasında önemli bir yer tutan Belencer ve Semender boyu Sabarlar’a dayanmaktadır. Hazarlar VII-XI. yüzyıllar arasında Karadeniz ile Kafkas dağlarının kuzeyinde ve İdil (Volga) nehirleri dolaylarında hüküm sürdüler.








12 Şubat 2021 Cuma

Kırgız Savları kırgız atasözleri

 


Kırgız Savları  kırgız atasözleri

Amanat canga ölüm ak.
Emanet cana ölüm muhakkaktır.
Açtın toktugu bar, arıktın semizi bar.
Aç doyabilir, zayıf semirebilir.
Köçköndön otun artat, ölgöndön katın artat.
Göçenden odun kalıyor, ölenden kadın kalıyor.
Börü azığı coldon.
Kurdun rızkı yoldandır(Kurdu bacakları besler.).
Baatır tabat, batman ceyt.
Çok kazanıyor (buna mukabil)batmanla yiyor.
(Batman, Kayseri ve yöresinde 8kg. lık ağırlık birimi olarak kullanılır)
Biröönün toogun cesenğ, kaz bayla; malın cesenğ, kız bayla.
Birinin tavuğunu yersen,kaz besle,hazırla; hayvanını yersen kız besle, yani kızını vermeye hazırla!(Lif alırsan kayış verirsin)
Cılımçı osuraktın cıktı caman.
Yavaş atın çiftesi pek olur.
Caman, çarmanın kızuusu menen, çerüügö attanat.
Budala, arpa çorbasının tesiriyle harp seferine hazırlanır.
Çılpagın aarçıymın dep, gözün çukugan.
Gözündeki çapaığını temizleyeyim derken, gözünü çıkarmış
(Kaş yapayım derken göz çıkarmış).
Çırım etse—közgö bayda, çımçıp içse—tamakka bayda.
Bir parça uyku kestirmek, göze faydadır;küçük küçük lokmalarla yemek, boğaza faydadır.
Çorkok kişi töönü caza muştayt.
Beceriksiz kişi deveye bile yumruğunu isabet ettiremez.
Eldüü cerde elek bar.
insanların bulunduğu yerde elekte bulunur.
Nayza saymak—erdikten, at cooturmak—terdikten.
Süngü sançmak erkeklikten, atın yağırı ise eyerden.
Öydö tartsa, ögüz ölöt; ıldıy tartsa, araba sı-nat.
Yukarı çekerse öküz ölüyor, aşağı çekerse araba kırılıyor(Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal.).
Kaloon tapsa, kar küyöt.
Tutuşturma usûlünü bulursan kar dahi yanar.
Katın erdi karasa, er karayt.
Eğer kadın (evdeki yoksulluğu îma ederek ) kocasının yüzüne bakarsa, koca (utandığından) başını yere doğru eğer.
Alğır bolso tayğanınğ, altından alıp,karğı tak.
Tazın alıcı olursa ona altın boyunluk tak.
Kaşkulak semiz karta cok.
Porsuk semizse de, kartası (lezzetli bir tür et parçası) yoktur.
Uruşpas uul, kerişpes kelin bolboyt.
Çekişmeyen oğul, kavga etmeyen gelin bulunmaz.
Katın kınğşılap süylöp, kız bolboyt.
ince sesle konuşmakla kadın, kız olmaz.
Maykana körböy, bala onğolboyt.
Çocuk oyunlarını görüp geçirmeyen bir çocuk, çocuk olmaz.
Kızı bardın, nazı bar.
Kızı olan nazlı olur.
Nazarı aç; ıymanduu kişi andan kaç.
Zenginin oğlu aç gözlüdür, namuslu adam ondan kaçsın.
Caşında cigit oktolot, caşağanda toktolot.
Gençlikte yiğit sıçrıyor, yaşayınca ağır başlı oluyor.
Tek turğuça tegin işte.
Boş durmaktansa bedava olsa da çalış.
Üyündö sütün tögülsö, talada muzoonğ emip kelet.
Evde sütün dökülürse, kırda buzağın anasının sütünü emmiş olur.(Bütün felâketler hep birden gelir)
Bee desenğ, töögö ketet.
Sen kısrak dersin, o deveye gider(Ben ne söylüyorum tamburum ne çalıyor).
Alma sabağınan artık tüşpöyt
Elma sapından daha fazla olmaz.
Akma kulakka aytsanğ—agıp kalat, kuyma kulakka aytsanğ—kuyup alat
Vurdumduymaza söylersen unutabilir, ama, kulağı deliğe söylersen asla unutmaz.
Bura süylögön külörgö cakşı
Cinaslı söylemek gülmek için iyidir.
Canı açıngandın canına barba
Canı acıyanın yanına gitme.
Cakşı söz can eritet, caman söz can keyitet
iyi söz insanı sevindirir, kötü söz insanı üzer.
Keri ketkendin sakalı kekirtegine bütöt
işi kötü gidenin sakalı gırtlağında çıkar.
Öz camanı ölgönçö bilinbeyt, kişi camanı kirip çıkkança
Kendi kusuru ölene kadar anlaşılmaz, başkasının kusuru içeri girip çıkınca belli olur.
Koyonbaydın kolu bilet
Tavşanın kendisi bilir.
Çeçende calpının söz akısı bar, bayda kedeydin köz akısı bar
Hatipte herkesin söz hakkı var, zenginde fakirin göz hakkı var.
Tuugan bar bolso körö albayt, cok bolso asıray albayt
Akraba olursa çekemez, olmazsa koruyamaz.
Kapsalanğda karışkırdın künü tuuyt
Tipide kurdun günü doğar.
Küç küyöö catkanın kalınğa togoyt.
iç güvey (kız yanında) gecelemesini başlığa sayar.
Biröögö or kazsanğ tayız kaz, özün tüşüp kalbagın
Birisine çukur kazarsan derin kazma, kendin de düşebilirsin.
Özögü karargan karga taş çokuyt
Karnı acıkan karga taş çöplenir.
Söz atası—kulak, col atası—tuyak
Sözün başı kulak, yolun başı çocuktur.
işengen koconğ suuga aksa, aldı-aldınğdan tal karma
Güvendiğin hocan suya düşerse kendin dal tut.
Tamagı camanga çonğ ayagındı körsötpö
Pisboğaz olana, büyük tabağını gösterme.
Tamagı mayluunun köynögü köölüü
Damağı yağlı olanın gömleği isli olur.
Cakşının akılı taşka tamga baskanday
iyi adamın aklı taşa damga basmış gibidir.
Dosunğdun bergenin tişin açpa
Dostunun verdiğini, dışarı açma.
Oozu aşka tiygende, tumşugu taşka tiydi
Ağzı yemeğe deyince, burnu taşa deydi.
Uçurugu uzunga kol sunba, tübü terenğdi türtpö, azuuluuga asılba
Uzun sırığa el uzatma, dibi derin olan yere itme, azılıya bulaşma.
Uluu sözdö uyat cok
Doğru sözde ayıp olmaz.
fiaytan bolso, bulamıktan tiş sınat
fieytan olursa bulamaçtan dişi kırılır.


10 Şubat 2021 Çarşamba

Milâttan Sonra Türk Göçleri.

 



Milâttan Sonra Türk Göçleri.
Hunlar, I. yüzyılın sonlarından II. yüzyılın ortalarına kadar Orhon (Orhun) bölgesinden Güney Kazakistan bozkırlarına yayıldılar. 375’ten sona Orta Avrupa’ya, Uar-Hunlar Afganistan ve Kuzey Hindistan’a, Ogurlar Güneybatı Sibirya’dan Güney Rusya’ya (461-465), Sabarlar Aral’ın kuzeyinden Kafkaslar’a (V. asrın ilk yarısı), Avarlar Batı Türkistan’dan Orta Avrupa’ya (VI. asır ortası), Peçenek, Kuman-Kıpçak ve Uzlar (Oğuzlar) Hazar denizinin kuzeyinden Doğu Avrupa’ya ve Balkanlar’a (IX-XI. asır), Bulgarlar Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a ve Volga nehri kıyılarına (668’den sonra), Macarlar’la birlikte bazı Türk boyları 830’dan sonra Kafkaslar’ın kuzeyinden Orta Avrupa’ya göç ettiler. 359 ve 373 yıllarında Hunlar’dan bir kitle Kafkaslar yoluyla Anadolu, Suriye ve Azerbaycan’a geldiler. Oğuzlar XI. yüzyılda Mâverâünnehir üzerinden İran’a ve Anadolu’ya yayılırken Uygurlar, Orhon nehri bölgesinden İç Asya’ya (840’ı takip eden yıllarda) göç ettiler.
Hunlar’dan Önceki Durum. Altaylar’da milâttan önce 3000 yıllarında Oğuz tipinde brakisefal bir ırk yaşıyordu. Ziraata çok az yer veren bu kavmin kuzeyinde Sibirya’da Mongoloid ırklar hâkimdi. Milâttan önce 2500-1700 arasında Güney Sibirya’yı etkileyen Afanasyevo kültürünün Altay kültüründen doğduğu düşünülmektedir. Daha sonraki devirlerde hemen bütün Orta Asya’ya (Doğu ve Batı Türkistan) yayılan Altay kültürü Proto-Türk kültürünün ilk temsilcisidir. Bu kültürün yayılmaları neticesinde Kuzey Çin’de Sarı ırmağın üst taraflarında milâttan önce 2000’den itibaren Yang-shao kültürü ortaya çıktı. Milâttan önce 1700’lerden itibaren Orta Asya’da göçebe ve savaşçı bir kavmin hâkimiyeti görülmeye başlar. Antropologlar tarafından “Andronovo insanı” denilen bu kavmin kültürü Sibirya’nın milâttan önce 1700-1200 tarihleri arasındaki Bronz devrine işaret eder. Bu kültürün kalıntıları ilk defa Yenisey nehrinin baş taraflarındaki Minusinsk bölgesinde bulundu. Andronovo insanı ziraat ve hayvancılıkla geçiniyordu. Atın kullanılması ve demirin işlenmesi Andronovo kültürünün dünya medeniyetine bir armağanıdır. Andronovo kültürünün gelişmesi ve yayılması aynı zamanda Proto-Türk yayılması ve gelişmesini göstermektedir. Bu kültür Altaylar’da devam ettiği sırada Minusinsk bölgesinde milâttan önce 1000 yıllarında Karasuk kültürü adı verilen yeni bir kültür görülmeye başlar. Milâttan önce 800’lerde Altaylar’da ve Minusinsk civarındaki bozkırlarda atlı göçebeler tamamen hâkim olmuştur. Bazı Moğol boylarının da atlı göçebeler halinde yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu tarihlerde Karasuk kültürü, yerini Altaylar’da Mayemir kültürü ve Minusinsk’te Tagar kültürüne bıraktı.

Milâttan Önce Türk Göçleri.

 



Milâttan Önce Türk Göçleri.
Ortaçağ’ın sonuna kadar yayılmalar / toplu göç hareketleri Türk kavimlerinin en karakteristik özelliklerindendir. Anayurttan (Andronovo bölgesi) ilk göç hareketi milâttan önce 1700’lü yıllarda Altay ve Tanrıdağları’na olmuştur. Milâttan önce 1300’lerde Kazakistan ve Mâverâünnehir’e doğru bir hareketlenme söz konusudur. Milâttan önce 1100’lerde Çin’in kuzeyindeki Kansu-Ordos bozkırlarına bir göç gerçekleşmiştir. Don nehrine doğru yayılma hareketi milâttan önce 1500’lerde meydana geldi. Aynı tarihlerde Baykal gölü civarına bir başka göç vardır. Milâttan önce 1000’li yıllarda bir Türk grubu Kuzey Hindistan’a gitti. Altaylar ve Sayan bölgesini terkeden bir başka kitle Ural dağları ve Sibirya yöresine çekildi. Milâttan önce 52’den sonra Chih-ch’i Hunları Ötüken bölgesinden Batı Türkistan yöresine (Güney Kazakistan ve Fergana) geldiler.


7 Şubat 2021 Pazar

KIPÇAK TÜRKLERİ VE ÜLKELERİ

 




KIPÇAK TÜRKLERİ VE ÜLKELERİ
Tataristan ve Tatarlar
Tatarlar, Hun ve Hazar Türklerinin bakiyeleri ile Orta Asya’dan 900’lü yıllarda gelmiş Bulgar Türkleri ve çoğunluklu olarak yine Orta Asya’dan 1000’li yıllarda gelmiş Kıpçak Türklerinden meydana gelmiş bir halktır. Tatarlar, Kıpçak Türk dilinin bir lehçesini konuşmaktadırlar ve yaşam tarzlarında da Kıpçak izleri hâkimdir. Altın Orda Devleti ile Rusya İmparatorlukları zamanında tarihsel olarak geniş bir coğrafyaya dağılmışlardır. Ayrıca Kazan’ın 1552’de Ruslar tarafından ele geçirilmesinden sonra, uyguladıkları siyasi ve dini baskılar sonucunda daha doğuya ve güneye göç etmişler, böylece Tataristan’da nüfus Rusların lehine artarken, Tatarların aleyhine olarak gerilemiştir.
Tatarlar, Polonya’dan Sibirya’ya kadar geniş bir coğrafya da yaşamaktadırlar. Asıl lokomotif yaşam alanı Rusya Federasyonu içindeki, Tataristan Özerk Cumhuriyeti’dir. Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin: Yüzölçümü: 68.000km2 Nüfusu: 3.800.000 (2.000.000 Tatar % 52, 1.600.000 Rus %42 Başkenti: Kazan’dır.
Başkurdistan ve Başkurtlar
1917 Bolşevik ihtilaline kadar Tatarlar ile Başkurtlar arasında hiçbir farklılık olmamasına rağmen, Ruslar tarafından Başkurt Türk boy adı, bir özerk cumhuriyetin adı haline dönüştürülmüş ve İdil-Ural Türkleri arasında suni bir ayrılık başlatılmıştır. Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti’nin; Yüzölçümü: 143.600km2 Nüfusu: 4.000.000 (880.000 Başkurt %22, 1.120.000 Tatar % 28, 1.480.000 Rus %37) Başkenti: Ufa’dır. Başkurtların 880.000’ni kendi cumhuriyetlerinde bulunmalarına karşın 700.000’ne yakın da bu cumhuriyete komşu olan Rusya’nın diğer bölgelerinde yaşamaktadır.
Toplam da 1,5 milyonun üzerinde Başkurt Türkü bulunmaktadır. Başkurdistan'ın ekonomik yapısı tarım, hayvancılık ve sanayiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, çavdar, yulaf, darı, keten, şeker pancarı, patates, ayçiçeğidir. Başkurdistan önemli petrol, doğal gaz ve boru hatlarına sahiptir. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları ekonominin ana unsurudur. Ülkede ayrıca, kömür, bakır, boksit, altın, manganez krom vardır. Yılda 40 milyon ton petrol, 3.5 milyon m3 doğal gaz üretilmektedir.
İmalat sanayii gelişmiş olup, petrol, doğal gaz, demir-çelik, kömür, elektrik, çimento, şeker, kereste, pamuklu ve yünlü dokuma ekonomide önemli yer tutmaktadır. Uçak imalatı, gübre deri, tütün, gemi inşa, demir ve karayolu taşıtları yapılmaktadır. Ufa, Sterlitamak, İsinbay, Kumertau, Karmavoua'da büyük enerji santralleri bulunmaktadır.
Kazakistan ve Kazaklar
Kazak adı, hür, müstakil, mert, yiğit ve cesur manalar ına gelmektedir. Kazak Türkçesi Tatar, Başkurt, Nogay, Kumuk, Karaçay-Balkar gibi Kıpçak Türk dil grubunda yer alır. Kazaklar, Kazak bozkırlarında yaşamış olan eski Türk devletleri halklarının bakiyeleri olmakla beraber Nogay adlı Kıpçak Türkleri ve Cengiz Han Moğollarının katkısı ile oluşmuş Türk boylarıdır. Kuzey Kazakistan’da Cengiz Han’ın torunlarının kurmuş olduğu Ak Orda devleti zamanla Kıpçak Türk çoğunluğu içinde Türkleşmiş ve bu devlet Kasım Han zamanında Kazak Hanlığı adını almıştır.
Bütün Kazaklar kendilerinin Alaş- Alaç adlı bir atadan türediklerine inanırlar. Sosyal yapılarının, töre ve zang (örfihukuk) larını bu büyük ata tarafından kurulduğunu iddia ederler. Buna rağmen 19. yüzyılda toplanan Kazak şecereleri büyük farklılıklar göstermektedir. Ancak herkesin birleştiği ortak nokta, bu ilk atanın üç oğlu olduğu ve bunların soyundan üç büyük Kazak boyunun meydana geldiğidir. Kazakistan’ın; Yüzölçümü: 2.717.300 km2 Nüfusu: 17.000.000 Başkenti: Astana (Akmola)’dır. Yüzölçümü Türkiye’nin 3,5 katıdır.
Kırgızistan ve Kırgızlar
Göktürkçe yazıtlarda geçen Türk kavim adları içinde tarihleri çok eskiye dayanan ve Çin kaynaklarında zikredilenlerden biri de Kırgız boyunun adıdır. Çin yıllıklarında Kırgızları M.Ö. 2. ve 1.asırlarda Hunlar zamanındaki olaylar anlatılırken görmekteyiz. Çin kaynaklarında Kırgızların, Hunların yıkılışından sonra, “Hakan” adıyla zikredildikleri dikkati çeker. Kırgızlar M.Ö. 2. ve 1. yüzyıllarda Tanrı Dağlarının doğusu ile Tannu-Ola arasında bulunmuşlardır.
13. yüzyıldaki Moğol Cengiz Han’ın istilasından sonra da bugünkü yurtlarına gelmişlerdir. Eski Çin kaynakları Kırgız’ın Eski Türk çağında Yukarı Yenisey bölgesinde olduklarını kaydederler. Kırgız Türkçesi, Türk dilinin Kıpçak grubunda yer alır ve diğer Kıpçak lehçelerinden biraz farklıdır. Kırgızistan’ın; Yüzölçümü: 198.500 km2 Nüfusu: 4.800.000 Başkenti: Bişkek’dir.
DİĞER KIPÇAK TÜRKLERİ
Karakalpaklar
Nüfusları 500.000 civarında olup, Özbekistan’ın kuzeyinde ve Aral Gölünün güneyindeki özerk cumhuriyetleri içinde yaşamaktadırlar. Başkentleri Nukus’tur. Dilleri Kazakçaya çok yakındır.
Altaylar
Kazakistan’ın hemen kuzey sınırında Rusya Federasyonu içinde özerk bir bölgede yaşarlar. Başkentleri Gorno-Altaysk’dır. Hristiyan-Şamanist bir inanca sahiptirler. Bölgelerinde Ruslar ın %60’lık gibi bir çoğunluğu vardır. Zaten Sibirya taraf ındaki, Tannu-Tuva özek cumhuriyeti hariç (buradaTuva’lar ın oranı %67’dir) bütün Türk yerleşim bölgelerinde Ruslar ın ezici çoğunluklar ı mevcuttur. Altay Türklerinin nüfusu 80.000 civarındadır.
Nogays
Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi, Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ile Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Nogaylar’ın sayısı 80.000 dolayındadır.
Karaçay- Balkarlar
Karaçaylar, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamakta olup yaklaşık 160.000 nüfuslar ı vardır. Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri, Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayılar ı 85.000 civar ındadır. Kuzey Kafkasya’da yaşamaktadırlar. Karaçay- Balkarlar, II. Dünya savaşı sonunda Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Stalin’in emriyle Sibirya’ya sürgüne gönderilmişler ve neden sonra anavatanlar ına dönebilmişlerdir.
Kumuklar.
Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan Kumuk Türkleri Dağıstan özerk cumhuriyetinde(Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır. Dağıstan’da yaşayan Kumuklar ve Nogaylar ise bölgelerinde çoğunluk oluşturamadıkları için kendi ulusal devletlerini kurması olanaksızdır. Fakat Dağıstanlılık kimliği, Dağıstan’da yaşayan bütün halklar üzerinde birleştirici bir öğedir.
Dağıstan, Rus nüfuzuna kapalı, aşırı dağlık bir yer olduğu için burada yaşayan her halk asimile olmadan kendi ulusal kimliğini devam ettirmektedir. Dağıstan’ın Rusya’nın sınır bölgesi olması ve çok az sayıda Rus yaşaması nedeniyle ileride bağımsız bir ülke olmayacağını kimse iddia edemez
Kaynak: Prof. Dr. Nadir DEVLET. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi – Çağdaş Türkiler. Çağ Yayınları.