7 Ocak 2020 Salı


Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Rusya Federasyonu içerisinde yer alan Başkurdistan Cumhuriyeti bayrağını oluşturan renklerden mavi erdemi ve iyi niyeti, beyaz barışı, yeşil ise bağımsızlığı ve ebedî hayatı simgelemektedir. Beyaz rengin üzerinde yer alan yedi taç yapraklı kuray çiçeği ise ülkedeki başkurt halkını oluşturan 7 boyu sembolize eder

5 Ocak 2020 Pazar

Sibirya 'Krallar Vadisi'nde 2.500 Yıllık İskit Savaşçısı Mezarı Bulundu.



Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Görüntünün olası içeriği: açık hava


Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, çim, dağ, açık hava, doğa ve su

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakkabılar ve açık hava

Sibirya 'Krallar Vadisi'nde 2.500 Yıllık İskit Savaşçısı Mezarı Bulundu.
2.500 yıllık bir İskit savaşçısının mezarı, Rusya'daki 'Kralların Sibirya Vadisi'nde bulundu.
Silahı ve altın süsleriyle gömülü olan Krakow'daki Jagiellonian Üniversitesi'nden arkeologlar tarafından keşfedilen savaşçı, hem zengin mezar yerleri hem de ünlü mezar soygunu ile bilinen bir alanda el değmemiş bir mezarda bulundu.

Mısır mevkidaşının adını taşıyan sözde 'Kralların Sibirya Vadisi' Rusya Federasyonu'nun Asya bölgesinde yer almaktadır.

Adını, genellikle kraliyet ailesine ait düşünce hazineleriyle dolu sayısız dev kurgan mezarından dolayı kazandı.

Polonyalıların yeni hazineleri ortaya çıkardığı arkeolojik sit alanı Sankt Petersburg ve Kore Seul Üniversitesi Devlet İnziva Yeri Müzesi ile birlikte işletilmektedir, Polonya'da Bilim web sitesini (Nauka w Polsce) bildirmektedir.
Polonya seferi başkanı Dr. Lukasz Oleszczak, PAP'a şunları söyledi: "Araştırmamız için yaklaşık 25 m çapında göze çarpmayan, neredeyse görünmez bir kurgan seçtik.
" Soyguncular tarafından fark edilmediğini umduk. "
İki mezardan sadece bir tanesi soyulmuşken diğeri el değmemiş.
"İçerisinde tam donanımlı genç bir savaşçının iskeleti vardı. Başının etrafındaki alan, örgüyü süslemek için altın sacdan yapılmış bir cam, bir cam boncuk, bir altın spiral ile dekore edildi."
Arkeologlar ayrıca İskit'in keskin bir taşla gömülü olduğunu ve silahını - stilize bir kartal kafasına, oklara, demir bir bıçağa, bir yayın parçalarına sahip bronz bir savaş baltası - Sibirya vahşi doğasında dolaşan bir dizi savaşçıya ihtiyaç duyacağını buldu.
Dr. Oleszczak: “İyi korunmuş diğer maddeler organik malzemelerden yapılmıştı. Aralarında bir deri titreme, ok uçları, balta şaftı ve bir kemer var.”
Bulgular MÖ 7. veya 6. yüzyıla dayanıyor. Orta Asya'dan savaş ve savaş sevgileriyle Doğu Avrupa'ya açılan göçebe insanlar,
başarıları Yunan tarihçi Herodot tarafından tanımlandı.
İskitler ölülerini kurganlara gömdüler, bazıları uzaktan görülebilen tepelere benziyordu.
Bu yıl bulunan mezar sığ bir siperle çevriliydi. İç arkeologlar, başta inek, at, keçi veya koyun olmak üzere birkaç düzine seramik kap ve hayvan kemiği parçasını keşfettiler.
Muhtemelen cenaze uyanışları gibi dini törenlerin ve ritüellerin izleridir.
Polonyalı arkeologlar Chinge-Tey'deki çalışmalarına devam edecekler, çünkü hala buldukları bir mezar var, ancak tam olarak inceleyemediler.
Yazar: Joanna Jasinka | Kaynak: İlk Haber [31 Aralık 2019]

Hun Mezarında bulunan kesilmiş saçlar. Hermitage museum.



Fotoğraf açıklaması yok.












Çizimler Bilge Kağanın Cenaze Merasimine katılan Cinli Elçi ye  ait.Eskiden diplomatların bir görevi de gördüklerini resmetmek ülkesine dönünce İmparatora tuttuğu  raporu sunmak idi


Bu yas olayı bazı Amerika yerli kabilelerinde aynı bizimki gibidir  Aşağıda ki resimler bire bir görerek çizilmiştir hayali değildir .Atı ve köpeği de  mezara  konur.










Hun Mezarında bulunan kesilmiş saçlar. Hermitage museum.
Uzun örgülü saçlar Çinlilere göre Türk özelliğidir. Türkler canın, ruhun ve gücün saçta olduğuna inanır, Alp'lar savaşlarda saçlarından güç aldıklarını düşünürlerdi. Şehit olduklarında saçları kesilir ve birlikte gömülürlerdi. Bu adet Türklerde "Yas Alametidir". Ölen kişinin arkasından eşi de saçını keserdi. Atının da kuyruğu kesilir mezar başına "Tuğ" olarak asılırdı. Bu ritüele "Dullama" adı verilirdi. Yani At ve Eşi dul kalmış sayılırdı. Türk masallarında çalınan saçlar, o kişinin üzerinde büyü yapmak ve güç kazanmak için kullanılırdı. Bu nedenle yakın zamana kadar Anadoludaki Türkler saçlarını ulu orta çöpe bile atmazlardı.




Mısırda evin köpeği ölürse aile bireyleri saçlarını kazıtır böyle yas tutarlar. 





Fotoğraf açıklaması yok.

Buda   Etrüsk saç stili

Apollo Başkanı, Villa Julia M.Ö. Roman Ulusal Etrüsk Müzesi Heykeli - 1200 - 800

Ay Ata


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta



Ay Ata
Ay Dede ya da Ay Ata (Azerice: Ay Ata, Kiril: Ай Ата veya Türkmence: Aý Däde, Azerice: Ay Dədə) - Altay'ların Tengricilik inancında Ay Tanrısı olarak görülebilecek bir kutsal varlıktır ve Gök Aleminin altıncı katında oturur.[1] Bu inanca göre Ay Dede insanların ilk Büyükbabası ve Gün Ana ilk Büyükannesidir.
Diğer dillerde
Tuvaca: Ай Ата
Özbekçe: Oy Ota
Tatarca: Ай Әти / Ата or Ay Ata
Kazakça: Ай Ата
Çuvaşça: Уйăх Атте or Уйӑх Ашшĕ
Başkurtça: Ай Атай
Yakutça: Ый Аҕа
Türkmence: Aý Ata
Uygurca: ئاي ئاتا
Osmanlıca: آى آتا
Kırgızca: Ай Ата
Altayca: Ай Ада
Hakasça: Ай Аба or Ай Ада
Balkarça: Ай Ата
Ay Dede
Günümüz Türkiye'sinde Gün Ana inancı artık kalmadıysa da, Ay Dede inancı çocuksulaştırılarak da olsa sürmektedir. Ay, çocuklara Ay Dede olarak tanıtılmaktır. Uyku ve uyku vakti ile özdeştirilir. Çocuğa "yatağına yatarsa, Ay Dede sana masal anlatacak" denir ve çocuğun yanında ya masal kitabı okunur ya da bir masal anlatılır.
Memlükler (Kölemenler) döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek-üd Devâdârî’nin Türklerin kökeni üzerine anlattığı "Ay Atam Efsanesi"nde mağarada türeyiş motifi yer alır. Bu öyküye göre Türklerin ilk atası olan Ay Ata, bir mağarada ortaya çıkmıştır.[2] Bu mağara Ay Ata’nın doğumuna (Aybek-üd Devâdârî’nin ifadesiyle) bir "ana rahmi"[3] görevi yapmıştır. Bozkurt Efsanesi’ndeki kurdun yaralı Türk’ü kaçırıp beslediği mağara da böyle bir Ata mağarasıdır ve her yıl bu mağarada törenler yapılırdı. Ata Mağarası inancı ve geleneği eski dönemlerde Türkler arasında oldukça yaygındır. İşte Ay Ata da böylesi bir mağarada vücut bulmuştur.
Yakutlarda Ay Tangara (Ay Tanrı) yaratıcı olarak görülür ve kartal kılığına girerek Yaşam Ağacının üzerinde dolaşır.[4]
Kaynakça
^ Türk Mitolojisi, Murat Uraz
^ Pertev Naili Boratav, Türk Mitolojisi, Oğuz-Anadolu-Azeri-Türkmen, Bilgesu Yayınları, 2012, Çeviri: Recep Özbay
^ Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (Cilt-1, Sayfa 132)
^ Siberian Mythology - Ajy Tangara

2 Ocak 2020 Perşembe

2020 “BİLGE TONYUKUK” YILI


Görüntünün olası içeriği: telefon



2020 “BİLGE TONYUKUK” YILI
UNESCO tarafından alınan kararla; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan ve Türkiye‘nin desteğiyle 2020 yılı, “Bilge Tonyukuk” Abidesinin dikilişinin 1300. yıl dönümü olarak kutlanacak.
Tonyukuk Yazıtı
Tonyukuk Yazıtları ya da uluslararası literatürdeki adıyla Bain Tsokto Yazıtları, Orhun Irmağı vadisinde 8. yüzyılda yazılıp dikilmiş olan Göktürk Yazıtlarından birisidir.
Tonyukuk Yazıtı, 720-725 senelerinde Tonyukuk’un kendisi tarafından dikilmiştir. Bu yazıtta, Türklerin savaş stratejileri, bağımsızlık mücadelesi için verilen savaşlar, Bilge Tonyukuk’un, Türk milleti için verdiği mücadeleler göze çarpmaktadır.
Türk tarihinin en eski yazılı belgelerinden olan Tonyukuk yazıtları, II. Köktürk Kağanlığı döneminin büyük veziri, kumandanı ve danışmanı Bilge Tonyukuk‘un ölümünden önce bizzat kendisi tarafından diktirilen dört cepheli iki yazıttan ibarettir. Köktürk dönemine ait tarihi olaylardan bahseden Köktürk harfli Türkçe bir metin içerir.
Bilge Kağan Yazıtı ile Kül Tigin Yazıtının 360 km doğusunda yer alır. 1897 yılında, botanik bilimci Yelizaveta Klements tarafından bulunmuştur. Açık alanda bulunduğu ve yeterince korunmadığı için büyük ölçüde tahribata maruz kalmıştır ve orijinal şeklinden oldukça farklı görünüm arz etmektedir.
Yazıtın Ebatları ve Satır Sayısı
Dört yönlü iki taş üzerinde yazılmış bir yazıttır.Birinci taş üzerinde batı ve doğu yüzlerinde yedişer, güney yüzünde 10, kuzey yüzünde ise 11 satır olmak üzere toplam 35 satır yer almaktadır.İkinci taşın ise batı yüzünde 9, doğu yüzünde 8, güney yüzünde 6 ve kuzey yüzünde 4 olmak üzere toplam 27 satır vardır.İki taşın toplam satır sayısı 62`yi bulmaktadır.
Yazıtın Dikiliş Tarihi
Yazıtı, Bilge Kağan dönemine kadar başkomutanlık ve vezirlik yapmış olan Tonyukuk dikmiştir.Metnin yazarı Tonyukuk`tur. Yazıtın 720- 725 yıllarında dikildiği tahmin ediliyor.
Yazıttaki Metinlerin Konusu
Tonyukuk bu yazıtında ilk 47 satırda İlteriş Kağan ile Kapagan Kağan`ın dönemlerinden bahsetmektedir.Daha sonraki satırlarda ise kendisinden bahsederek Göktürk tarihi hakkında öenmli bilgiler vermektedir.
Tonyukuk Yazıtı Doğu Yüzü
Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Fazla olarak Kırgızın kuvvetli kağanı düşmanımız oldu. O üç kağan akıl akıla verip Altun ormanı üstünde buluşalım demiş. Şöyle akıl akıla vermişler: ”Doğuda Türk kağanına karşı ordu sevk edelim. Ona karşı ordu sevk etmezsek, ne zaman bir şey olsa o bizi ne zaman bir şey olsa öldürecektir. Her üçümüz buluşup ordu sevk edelim, tamamen yok edelim” demiş.
Tonyukuk Yazıtı Güney Yüzü
"Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ateş gibi idik. İltiriş Kağan bilici olduğu için, cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defa savaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı. Onlarda müşaviri, yine bizzat ben idim."
Tonyukuk Yazıtı (İkinci Taş) Doğu Cephesi
"İlteriş Kağan kazanmasa, ve ben kendim kazanmasam, il de millet de yok olacaktı. Kazandığı için, ve kendim kazandığım için il de il oldu, millet de millet oldu. Kendim ihtiyar oldum, kocadım. Herhangi bir yerdeki kağanlı millette böylesi var olsa, ne sıkıntısı mevcut olacakmış ? Türk Bilge Kağanı ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk."

1 Ocak 2020 Çarşamba

KAŞGARLI MAHMUT'A GÖRE TÜRK BOYLARI

Fotoğraf açıklaması yok.



KAŞGARLI MAHMUT'A GÖRE TÜRK BOYLARI
Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lugat it-Türk'te, “Türkler aslında yirmi boydur.” diye yazar. Ancak Bulgar Türkçesinden çok sık örnekler verdiği halde, bu yirmi boyun içinde Bulgarları saymayı unutmuştur. Böylece Bulgarlarla birlikte, 11. yüzyılda Türkler yirmibir (21) boydur. Kaşgarlı, bu boyları şöyle sıralar:
“Rum ükesine en yakın olan boy Beçenektir. Sonra Kıfçak, Oğuz, Yemek, Başgırt, Basmıl, Kay, Yabaku, Tatar, Kırgız gelir. Kırgızlar Çin ülkesine yakındırlar. Bu boyların hepsi Rum ülkesi yanından doğuya doğru uzanır gider.
Çiğil, Toxsı, Yağma, Uğrak, Çaruk, Çomul, Uygur, Tanğut, Kıtay. Kıtay ülkesi Çin'dir. Bundan sonra Tawgaç gelir. Orası Maçin'dir. Bu boylar güney ile kuzey arasında bulunurlar.
Gezginci olarak yabancılarla karışanlar Hotan ve Tibet halkı ile Tanğutların bir kısmıdır. Bunlar Türk eline sonradan gelmişlerdir.
Çin ve Maçin halkının ayrıca dilleri vardır. Bununla birlikte şehirliler Türkçeyi iyi bilirler. Mektuplarını bize Türk yazısı ile yazarlar.
Uygurlar, 24 harften oluşan Türk yazısını kullanırlar. Kitaplarını, mektuplarını bununla yazarlar. Uygurların ve Çinlilerin bundan başka bir yazıları daha vardır. Defterlerini, senetlerini bununla yazarlar. Bu yazıyı Müslüman olmayan Uygurlarla Çinlilerden başkası okuyamaz. Söylediklerim, şehir halkıdır.
İki dil bilenler Soğdak, Kençek ve Argu boylarıdır. [Kaşgarlı, sözlüğünde bu lehçelerden örnekler verdiği halde, işginçtir ki bu boyları Türk saymaz. Bu boylar da eklendiğinde, 11. yüzyıldaki Türk boylarının sayısı yirmidörde çıkar. ]
Tübüt'ün (Tibet'in) ve Hotan'ın ayrı dilleri ve ayrı yazıları vardır. Bunların ikisi de Türkçeyi güzel konuşamaz.
Çaparkalıların (Japonların) ülkelerin uzak olması, araya büyük denizlerin girmiş bulunması yüzünden, dilleri bizce bilinmiyor.”
Kaşgarlı'nın yazdıklarından ne anlıyoruz?
O dönemdeki Türk boyları, bugün “Uygur Alfabesi” diye adlandırdığımız Türk yazısını kullanmaktadır. Kitaplarını ve mektuplarını bununla yazarlar.
Uygurlar, Tangutlar, Kıtaylar ve Tawgaçlar bu yazının dışında bugün “Çin alfabesi” ya da “Çin İşaretleri” dediğimiz bir başka Türk yazısı daha kulanmaktadırlar. Defterlerini ve senetlerini bununla yazarlar.
Aşağıdaki haritada Çin resmi tarihindeki Xi Xia, Liao ve Song hanedanlıklarının toprakları görülüyor. Xi Xia, Liao ve Song adları, resmi Çin tarihçilerinin uydurmuş oldukları adlardır.
“Xi Xia”, Tangutların devletidir. “Liao”, Kıtayların devletidir. Kaşgarlı'nın “Çin” dediği yer bu iki devlettir. “Song” da Tawgaçların devletidir, yani “Maçin”dir. Tangutlar, Kıtaylar ve Tawgaçlar Türk boylarıdır ve bu ülkeler, Türk ülkelerdir.
Kaşgarlı'nın yazdığı gibi “Çin ve Maçin halkının ayrıca dilleri vardır. Bununla birlikte şehirliler Türkçeyi iyi bilirler. Mektuplarını bize Türk yazısı ile yazarlar.”
Bu “ayrıca diller” hangileridir? Tangut ve Kıtay ülkelerindeki “ayrıca dil”, Mançuca ile bugün Moğolca dediğimiz dildir. Moğolca, Türkçe ile Mançucanın (Tunguzcanın) karışımından oluşmuş bir dildir.
Tawgaç ülkesindeki “ayrıca dil” ise, bugün Mandarin dili diye adlanan dilin Mançuca ile yoğrulmadan önceki halidir. Tawgaç Türklerinin saray dildir.




Fotoğraf açıklaması yok.


Görüntünün olası içeriği: yazı
Fotoğraf açıklaması yok.



Görüntünün olası içeriği: yazı


Görüntünün olası içeriği: yazı




Görüntünün olası içeriği: yazı

Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.


Görüntünün olası içeriği: yazı
Görüntünün olası içeriği: yazı
Fotoğraf açıklaması yok.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.


Fotoğraf açıklaması yok.

        Görüntünün olası içeriği: yazı





2020 yılı, “Bilge Tonyukuk” Abidesinin dikilişinin 1300. yıl dönümü olarak kutlanacak..

Görüntünün olası içeriği: yazı


UNESCO tarafından alınan kararla; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan ve Türkiye‘nin desteğiyle 2020 yılı, “Bilge Tonyukuk” Abidesinin dikilişinin 1300. yıl dönümü olarak kutlanacak..
Tonyukuk Yazıtları ya da uluslararası literatürdeki adıyla Bain Tsokto Yazıtları, Orhun Irmağı vadisinde 8. yüzyılda 720-725 senelerinde yazılıp dikilmiş olan Göktürk Yazıtlarından birisidir.
Bilge Tonyukuk Türk milleti için verdiği mücadeleleri Bilge Kağan ve Kül Tigin'in ölümü ardından diktirmiş ve yazıları kendisi yazmıştır..
Tonyukuk Anıtı Metinlerinden Alıntılar…
“Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ateş gibi idik. İltiriş Kağan bilici olduğu için, cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defa savaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı. Onlarda müşaviri, yine bizzat ben idim.”
“İlteriş Kağan kazanmasa, ve ben kendim kazanmasam, il de millet de yok olacaktı. Kazandığı için, ve kendim kazandığım için il de il oldu, millet de millet oldu. Kendim ihtiyar oldum, kocadım. Herhangi bir yerdeki kağanlı millette böylesi var olsa, ne sıkıntısı mevcut olacakmış ? Türk Bilge Kağanı ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.”